31 Mart 2013 Pazar

23 Mart 2013 Cumartesi

İSKENDERUN PAC MEYDANI


İSKENDERUN PAC MEYDANI


"BİR ÜLKEDE NAMUSLULAR EN AZ NAMUSSUZLAR KADAR CESUR OLMALIDIR."
                                                                                   İSMET İNÖNÜ

18 Mart 2013 Pazartesi

17 Mart 2013 Pazar

İSKENDERUN-ARSUZ


İŞTE BENİM ARSUZ'UM!

BENİM KÜÇÜK ARSIZIM!

(Bu yazı Hatay Keşif Dergisi'nde yayınlanmıştır.)
Birçok kişi için farklı çağrışımlar yapan Arsuz’a bir de benim gözümle bakın istedim. Nereden başlasam? İsminin anlamından mı, içinden geçen çayın denize kavuştuğu yerdeki muhteşem görüntüden mi, baharda esen ipeksi rüzgarından mı, mazisinden mi, sükunetinden mi?
ARSUZ ÇAYI DENİZE KAVUŞUYOR
Nereden başlarsam başlayayım zevkle başlayıp bitireceğime eminim. Çocukluğumda içimi cız edip yakan görüntü, yaşıtım kızların güzel bisikletleriyle plaja kadar havalı havalı gidip dondurmalarıyla evlerine dönmeleriydi. Özenirdim. O zamanlar daha hareketli ama daha sakin, daha serin ama daha sıcaktı. Trafik canavarları henüz hortlamamışlardı. Temiz, dumansız bir havası, gürültüsüz sokakları vardı. Yanlış anlaşılmasın, o kadar da geçmişten bahsetmiyorum. Takriben 20 yıl öncesi filan. Küçük bir turistik beldeydi işte. Ama çok popülerdi. “Atari” meselesi daha yeni çıkmıştı. Devlet Demir Yolları kampı yakınlarında bir kafede yüksek teknolojinin son merhalesi gibi gördüğümüz atari sırası bir çileydi. Sıramız gelince jetonu yuvaya atıp, ekran başına geçer, küçük bir adamı, küçük bir manivela ile ileriye doğru zıplatıp durur, tepelerden aşırırdık! Kavga kıyamet kopardı. Şimdiki bilgisayar oyunlarını düşününce komik geliyor tabi. 

İSKENDERUN ARSUZ ÇAYI
Öyle yazlığımız falan yoktu. Sadece hafta sonları gelirdik buraya. Ama her gelişimiz bir heyecandı.  Geçenlerde yine yolum düştü Arsuz’a. Yine içimde bir huzur. İnanın öyle bir havası var, adaçayı gibi yatıştırıcı. Ada demişken, bu şirin kasaba, bana hep Büyükada’yı hatırlatır. Kıyıya yakın taraftaki yol üzerinde bulunan ulu ağaçlar ve begonviller arasındaki eski tip yalılar bende bu hissi uyandırır. Bu şirin kasabanın merkezinin aynen Büyükada’da olduğu gibi trafiğe kapatılmış olduğunu, sokaklarında kırmızı bir faytonla gezdiğimi hayal ederim.

ARSUZ'DA BALIKÇI TEKNELERİ
O gün, Arsuz’un girişindeki bir otelde gerçekleştirilen “Hatay’da Turizm Stratejisi ve Eylem Planı” konulu toplantı bittikten sonra acıktığımı hissedip doğru merkeze sürdüm ve Arsuz Belediyesi’ne yakın bir tarafta arabayı parkettim. Şapkamı başıma takıp ana cadde üstünde yürüyerek uygun bir restoran aradım. Arsuz Otel’inden İskenderun istikametine, sağa sola bakınarak yürüdüm. Derken, caddenin bitiminde sağ tarafta bir çardak ilgimi çekti. Sıcak bir mekan olduğunu anlayıp uzaktan da eti şöyle bir kolaçan ettikten sonra “Dönerci Suat Usta” da karar kıldım. Hemen siparişimi verdim. Sapsarı biber ve salatalık turşularının tepeleme doldurulduğu bir tabak anında geliverdi. Bir müddet sonra da tam kıvamında dürümüm ve ayranım… Gerçekten de nefisti. Canı “İskenderun döneri” çekenleri buraya getirmek lazım diye düşündüm. Suat beyi methetmek üzere yanına gittim. İyi şeyleri takdir etmenin o iyi şeyin devamını getireceğine inananlardanım. Mekandan mutlu ayrılıp aynı yolu geri dönerken bir de baktım ki “Leydi Pastanesi” halen çalışıyor. Buranın dondurmasını yemeden dönmek olmazdı. Bu pastanenin sahibi olan usta, ailesiyle beraber kışları Antakya’da Kabak tatlısı yapıyor, yazları ise Arsuz’da bu şahane dondurmasını. Uzun yıllardır böyle devam ediyorlar. O güneşin altında, külahta doğal dondurmamı hüplete hüplete, park yerine kadar yürüdüm. Büyük zevkti. Arsuz Çayı kıyısında o kadar güzel bir esinti vardı ki İskenderun’a dönmek istemedim.
ARSUZ KÖPRÜSÜ

Bu lezzet turunu birkaç hafta sonra bu sefer ailemle yaptım. Meğer Suat Usta’nın babası Fuat Bey dedemin eskilerden ahbabı imiş. Tesadüf işte! Midemizi şenlendirip üzerine de bir bidon dolusu turşuyu bize hediye etmez mi?! Yeme de yanında yat! Nezaketi için buradan ona tekrar teşekkür ederiz. Yemek faslından önce yine eski bir ahbabı, Arsuz’un muhtarlarından Yakup Turan Bey’i ziyaret etmiş ve balıkçı dükkanından bol miktarda balık satın almıştık. O da bize, bunlar da promosyonu diyerek, yeni toplanmış patlıcan ve limonları poşetlere doldurup verdi. Bu eli açık, sohbeti güzel insan meğer birkaç hafta önceki toplantıda da bulunuyormuş ve beni orada görmüş. Hemen arka sıranızdaydım dedi. Böylece yakından da tanışmış olduk o zaman dedim. Yıllardır muhtarlık görevini yürüten Yakup Bey Arsuz’un yerlilerinden. Seçimlerde Hristiyan olmasına rağmen Sünni ve Alevi çoğunluğun oyunu alarak geldiğini ve bundan dolayı çok mutlu olduğunu ifade etti. “Dostlarım beni yalnız bırakmadı!” 4 dönemdir muhtarlık görevini başarıyla yürütmesi zaten onun bu işe layık olduğunu gösteriyor. Yakup bey bize balıkçı tekneleri ile bir tur yapmayı teklif etti. Bu teklif reddedilecek cinsten değildi ama bir başka zamana diyerek onunla vedalaştık. 

ARSUZ ÇAYI VE BALIKÇI KAYIKLARI
ARSUZ'DA TARİHİ EVLER
Yolunuz düşerse Turan Balıkçılık’tan balık almadan dönmeyin. Hem belki bizim denemediğimiz ama Arsuz Çayı’nın kuytularından yakalanan Yılan Balığı’nı da deneme şansını yakalayabilirsiniz. Yakup Bey bu işi çok iyi biliyor.

Bu arada Arsuz deyip te yılların Arsuz Oteli’nden bahsetmeden olmaz. Sezon’un en yoğun olduğu dönemlerinde bile elit havasını koruyan, kıyısında denize girmenin bir keyif olduğu otel Arsuz’un kültlerinden.


İSKENDERUN'UN GÜZEL KIZI ARSUZ









ARSUZ ÇAYI


İSKENDERUN GÜLCİHAN SAHİLİ


KLEOPATRA'NIN ŞİFA KAYNAĞI, İSKENDERUN GÜLCİHAN'IN KUMLARIYDI

6 Mart 2013 Çarşamba

İSKENDERUN VE EVLİYA ÇELEBİ

 GÜNEY'İN GÜZELİ İSKENDERUN
EVLİYA ÇELEBİ'NİN İSKENDERUN LİMANI HAKKINDA YAZDIKLARI:

"GÜZEL BİR LİMANI VARDIR. LAKİN KARA FRAKA, BURSEN KALYON VE KARAVANA KALYONLARI GİRİP YATAMAZLAR. BİR TOP MENZİLİ UZAKTA YATARLAR. GÜZEL, DEMİR BİR YATAKTIR AMMA, BATI TARAFI AÇIK OLDUĞUNDAN, KUMU ÇOK GELİR. AMMA YİNE DE GÜZEL BİR YATAKTIR, DEMİR KUVVETİYLE YATILABİLİR.
BU LİMANIN BATI TARAFINDA 260 MİL UZAKTA, KIBRIS ADASININ ANDROS BURNU VARDIR. AÇIK VE GÜZEL BİR HAVADA KIBRIS ADASININ KARLI DAĞLARI GÖRÜNÜR DİYORLAR AMMA, BEN GÖREMEDİM."

Kaynak: Evliya Çelebi Seyahatnamesi, Mehmed Zılli oğlu Evliya Çelebi, cilt: ııı-ıv
Sadeleştiren: Tevfik Temelkuran, Necati Aktaş
Baskıya hazırlayan: Mümin Çevik
Cop.Üçdal Neşriyat
Dizgi ve Baskı: Tasvir Matbaası/İstanbul 1986
Limanın şimdiki hali!














İskenderun sahili ve Amanoslar



5 Mart 2013 Salı

İSKENDERUN-BELEN

BELEN'DEN TARİHİ BİR GÖRÜNÜM

HATAY İLİNE BAĞLI BELEN, AMANOSLARIN GEÇİT VERDİĞİ YERDE BİR GARNİZON OLARAK KURULMUŞTUR. YAVUZ SULTAN SELİM'İN MISIR SEFERİNE ÇIKTIĞINDA KULLANDIĞI YOL ÜZERİNDE BULUNAN BELEN, KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN KERVANSARAYI'NA DA EV SAHİPLİĞİ YAPMAKTADIR.

BELEN, EVLİYA ÇELEBİ'NİN İSTANBUL-ŞAM ROTASINDADIR.
SEYAHATNAMESİ'NDE, BELEN'İ ŞÖYLE ANLATIR: 

"TÜRKMEN LİSANINDA YOKUŞ OLAN YERE "BELEN" DERLER. BURASI, HALEB EYALETİNE BAĞLI VOYVODALIKTIR. YÜZELLİ AKÇELİK KAZADIR. KETHÜDA YERİ VE YENİÇERİ SERDAR VEKİLİ VARDIR.

BÜTÜN EVLER, BİRBİRİ ÜZERİNE HAVALELİ, BAYIRLI YERLERDE OLUP YEDİYÜZ ADEDDİR. ÜSTLERİ TOPRAK İLE ÖRTÜLÜ, ESKİ YAPI BİNALARDIR. HEPSİ TÜRK EVLERİDİR. NÜFUSU ÜÇBİN KADARDIR. SU VE HAVASININ GÜZELLİĞİNDEN HALKIN YÜZLERİ KIRMIZI RENKLİDİR. FAKAT EVLERİ GAYET DARDIR. YOLCULAR HEP BU DURUMDAN SIKINTI ÇEKERLER. ZİRA, KASABA YOLDAN HAYLİ UZAKTIR. AMMA YAYLAK VE ZENGİN BİR YERDİR.

KURŞUNLU BİR CAMİSİ VARDIR. KAPISI ÖNÜNDE MUNTAZAM, KURŞUN ÖRTÜLÜ GÜZEL BİR HANI DA VAR. AYRICA HARAB, TAMİRE MUHTAÇ BİR HAN DAHA VARDIR.

BİR HAMAMI, KIRK ELLİ KADAR DÜKKANI MEVCUTTUR.

SULU ÜZÜMÜ VE DAHA BAŞKA GÜZEL MEYVELERİ YETİŞİR. ŞEHRİN ÜSTÜNDEKİ DAĞLARDA BULUNAN BAĞLARI VE HAVASI HOŞ, YAYLAKLARI GÜZELDİR.

BURADAN KALKIP YİNE KIBLE TARAFINA YÖNELDİK. İNİŞ-YOKUŞ YERLER AŞIP GAFFARLAR BELENİNİ, YANİ YOL YENİÇERİLERİNİ GEÇTİK. ONLARIN SAĞ TARAFINDA-BİR TOP MENZİLİ UZAKTA BULUNAN BAKRAS KALESİNİ GÖRDÜK. ESKİ ZAMAN YAPILARINDANDIR. BİRÇOK HÜKÜMDARLARIN ELİNE GEÇTİKTEN SONRA, 921 TARİHİNDE SELİM HAN, MISIR ÜZERİNE GİDERKEN, BURASI DA TESLİM OLMUŞ VE TAVAŞİ SİNAN PAŞA'YA ANAHTARLARINI TESLİM ETMİŞLERDİR. PAŞA, YUNUS PAŞA'YI, BURAYA HAKİM TAYİN EDEREK ONU BU YOLLARDAN ORDUYU MERC-İ  DABIK SAHRASINA GEÇİRMEKLE GÖREVLENDİRMİŞTİR.

KALE, BİR BAYIR ÜZERİNDE, BEŞGEN ŞEKLİNDE KÜÇÜCÜK BİR YERDİR. ÇEVRESİNİN KAÇ ADIM OLDUĞUNU BİLMİYORUM. HALEB EYALETİNE BAĞLIDIR. YÜZELLİ AKÇELİK KAZADIR. NAHİYE VE KÖYLERİ VARDIR. KETHÜDA YERİ, YENİÇERİ SERDARI, KALE DİZDARI VE ASKERİ VARDIR. KALENİN İÇİNDE ANCAK YÜZ ELLİ KADAR ASKER EVLERİ BULUNUR. BİR CAMİİ, HAN, HAMAM VE KÜÇÜK BİR ÇARŞISI VARDIR. AMMA ÇARŞISI PEK GÜZEL DEĞİLDİR. ZİRA, YOLDAN UZAKTIR. DAĞLARINDA YETİŞEN SÜMBÜL VE MÜŞK-İ RUMİSİ DÜZLÜKLERİ SÜSLER Kİ, BAKRAS SÜMBÜLÜ VE MÜŞK-İ RUMİSİ DİYE MEŞHURDUR. AÇTIKLARI ZAMAN, İNSANA GÖNÜL HOŞLUĞU VERİR.

BURANIN HALKI BAĞ, BAHÇE VE DAĞLARINDA, ÇİÇEK SOĞANLARI ÇIKARIP, İSTANBUL'A VE DİĞER YERLERE GÖTÜRÜP SATARLAR. İŞLERİ BUDUR.

BURADAN KALKIP YİNE KIBLE TARAFINA GİTTİK. BAKRAS ALTINDA, KAYAAĞAÇ DENİLEN YERDE AKINCILAR VE KARA MAGRAT'I GEÇEREK, 12 SAATTE ANTAKYA'YA GELDİK."

Kaynak: Evliya Çelebi Seyahatnamesi, Mehmed Zılli oğlu Evliya Çelebi, cilt: ııı-ıv
Sadeleştiren: Tevfik Temelkuran, Necati Aktaş
Baskıya hazırlayan: Mümin Çevik
Cop.Üçdal Neşriyat
Dizgi ve Baskı: Tasvir Matbaası/İstanbul 1986

HATAY KÜLTÜR VE KEŞİF DERGİSİ BURADA

HATAY KÜLTÜR VE KEŞİF DERGİSİ'NİN 69.SAYISI ÇIKTI!

ABONELİK İÇİN www.hataykesif.com tıklayınız.