26 Şubat 2013 Salı

İSKENDERUN SAHİLİNDE YENİ İSKELE

İSKENDERUN SAHİLİNDE YENİ İSKELE ÇALIŞMALARINDAN GÖRÜNÜMLER
İSKENDERUN SAHİLİNDE BİR ZAMANLAR VAR OLAN ESKİ İSKELENİN YERİNE ŞİMDİ YENİSİ İNŞA EDİLİYOR. SAHİLDE BULUNAN ATATÜRK ANITININ HEMEN ARKASINDA HUMMALI ÇALIŞMALAR VAR. İSKENDERUNLULAR ÇOK YAKINDA BU İSKELEDE, HATIRALARINI TAZELEYECEKLER.

























AMANOS DAĞLARI VE İSKENDERUN'UN SİMGESİ OLAN "YARIKKAYA" VE ETRAFINDAKİ TAŞ OCAKLARI!!!

24 Şubat 2013 Pazar

ANTAKYA'DA SEYİR TERASLARI

 ANTAKYA'DAN SON GÖRÜNÜM 
"SEYİR TERASLARI"











SEYİR TERASLARINDAN ANTAKYA'NIN KUŞBAKIŞI GÖRÜNÜMÜ

22 Şubat 2013 Cuma

HATAY’DA NEREYE GİDİLİR?

HATAY’DA NEREYE GİDELİM?

Şenköy: Hatay’ın Yayladağı ilçesine bağlı Şenköy Antakya merkeze yarım saat mesafede bulunuyor. Zamanın durduğu eski bir köyün havasını solumak isteyeceklerin uğramaları gereken bu şirin yerde, Şeyh Ahmet Kuseyri Türbe ve Camisini ziyaret edebilirsiniz…

Habib-i Neccar Camii: Anadolu’da kurulmuş ilk camii olduğu söylenir. Osmanlı mimarisini yansıtan bu caminin, Hazreti İsa’nın havarilerine ilk inanan insanın ismini taşıması bu bölgedeki hoşgörüyü de ispatlar niteliktedir. Habib-i Neccar’ın türbesi bu camiinin 4 mt. altında bir odada bulunuyor. Bu gizemi keşfedin…
Uzun Çarşı: Antakya’nın dillere destan Uzun Çarşısı, yerel tatları bulabileceğiniz otantik bir çarşıdır. Farklı meslek gruplarına ait sokakların ve camilerin içinde kaybolmayı deneyin. Burada bulunan kasaplar restoran işlevi görürler. Bu şenliği sakın ola kaçırmayın… 
Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi: İskenderun-Payas'ta yeralan bu dev kompleks, II.Selim döneminde Mimar Sinan’ın yaptığı nadide eserlerden birisidir. Külliyenin hemen karşısında yeralan Payas Kalesini de ziyaret etmeyi unutmayın…

Antakya Ulu Camii: Köprübaşında bulunan ve şehrin silüetinin önemli bir parçası olan bu muhteşem camiinin restorasyonu yeni tamamlanmış olup ziyaretçilerini beklemektedir...
Titus-Vespasianus Tüneli ve Beşikli Mağara: Hatay’ın Samandağ ilçesinde Çevlik kıyı şeridinde bulunan, yapıldığı zamana göre bir mühendislik harikası sayılan 130 mt.lik tünel açık kanal bölümü ile toplam 1380 mt. uzunluğundadır. Roma imparatorlarından Vespasianus tarafından başlatılıp Titus zamanında tamamlanmıştır. Açık kanaldan tünel bölümüne geçmeden sağa saparsanız dönemin Nekropolüne doğru yürümüş olur ve Beşikli Mağara’ya ulaşırsınız…

Antakya Ortodoks Kilisesi: Doğu Ortodoks kiliselerinin en güzeli. Antakya’da gizli bir bahçe. Bu mistik havayı soluyun…

Antakya Katolik Kilisesi: Eski Antakya evlerinin genel mimarisini merak edenler Antakya’daki bu küçük kiliseyi ziyaret edebilirler. Rüzgar tanrısının küçük bir esintisi sizi Kurtuluş caddesi üzerindeki Kilise-Camii-Havra üçgeninin bulunduğu ruhani yere bırakacaktır…

St.Simeon Manastırı: Samandağ’a adını veren Aziz Simeon’un manastırı, Samandağ’a yetişmeden sol kolda yüksek bir tepenin üzerindedir. Stilit tarikatına ait bu manastırın bulunduğu tepeden Asi nehrinin Akdeniz’e doğru yol alışını izleyebilir, tütsü çiçeklerinin kokusunu teneffüs edebilirsiniz…

Samandağ Hıdır Bey Köyü-Musa Ağacı: Antakya’nın Samandağ ilçesinde, Musa dağı eteklerinde Batıayaz yaylasına komşu bu şirin köyde bulunan tarihi Çınar ağacının kovuğunda bir zamanlar bir berber dükkanı işletiliyormuş. Köy meydanındaki bu dev çınarın altında, ab-ı hayat suyunun şıkırtısı eşliğinde çay içmek ayrı bir keyiftir…

Samandağ Vakıflı Köyü: Hıdır Bey köyü ile arasında 5 dakikalık bir mesafe bulunan köy, muhteşem evleri ve narenciye bahçeleriyle sizi karşılar. Ev yapımı şarap ve likörleri bulabileceğiniz kilise bahçesinde ise biraz soluklanmak sizin de hakkınız…

Harbiye (Defne): Antakya’ya 20 dakika mesafede bulunan Harbiye, Yunan Mitolojisine göre Defne ve Apollon aşkının yaşandığı beldedir. Bu belde yüzyıllardır mesire yeri olarak değerlendirilmiştir. Mozaik müzesindeki eserlerin birçoğu bu yöreden çıkarılmıştır. Burada bulunan şelalenin, Apollon’un gözyaşları olduğuna inanılır. İpek ürünler satan birçok mağaza ile karşılaşabilir, Arapça şarkılar eşliğinde akşam eğlencelerine katılabilirsiniz…
Antakya-Harbiye(Defne)'de şelale
Harbiye şelalesi


Antakya-Harbiye(Defne)'de kır restoranları
Antakya-Harbiye(Defne)
Antakya-Harbiye(Defne)'de alışveriş bir başka keyiftir
Antakya-Harbiye(Defne)
Antakya-Harbiye(Defne)'de kır restoranları
Antakya-Harbiye(Defne)'de elişi danteller
Antakya-Harbiye(Defne)
Arsuz: İskenderun’a 30 dakika mesafedeki bu şirin liman kasabası doğal güzelliği ile sizi çarpar. Arsuz çayının denize kavuştuğu bölgedeki muhteşem manzara balık severleri sarhoş edebilir…

İskenderun Deniz Müzesi: İskenderun sahil şeridinde yeralan müzemiz eski bir yapının restore edilmesi ile işlerlik kazanmış yepyeni bir müzedir. Belirli dönemlerde farklı temaların işlendiği müzede Hatay’ın genel tarihi ve Hatay Savunması  ile ilgili bilgilere de ulaşabilir, kütüphanesinden faydalanabilirsiniz…
Hatay Arkeoloji Müzesi: Antakya Mozaik Müzesi olarak ta adlandırılan müzemizde, özellikle mozaik panelleri detaylı olarak inceleyerek Antakya’yı daha iyi anlamanızı ve tanımanızı sağlayacak ipuçlarına ulaşabilirsiniz. Cumhuriyet meydanında merkezi bir yerde bulunan bu mekanı ziyaret etmeden dönmeyin…
Not: Yeni müzemiz açılacağından şimdiki müzemiz içerisinde bir takım toparlanma çalışmaları bulunmaktadır...

St.Pierre Kilisesi ve Charonion: Dünyanın ilk mağara kilisesi kabul edilen bu 2000 yıllık mekan hristiyanlık aleminin kutsal hac yerlerinden biridir. Bu kilisenin 200 mt. yukarısında ise “Cehennem Kayıkçısı”nın kayalara oyulmuş dev büstüne ulaşabilirsiniz. M.Ö.2. yy’a tarihlenen mitolojik hikayesini rehberinizden talep ediniz…
Not: Kilisemizin restorasyon çalışmaları devam etmektedir, iç kısmına giriş şu an için mümkün olmamaktadır, ancak Cehennem kayıkçısı Charonion'un büstünü görebilirsiniz...

Hatay’dan keyifle dönmeniz umudu ile iyi seyahatler!

21 Şubat 2013 Perşembe

DÜNYA REHBERLER GÜNÜ

BUGÜN "DÜNYA REHBERLER GÜNÜ"
INTERNATIONAL TOURIST GUIDE DAY-FEBRUARY 21ST 

KAÇAK TURLARA, KAÇAK REHBERLERE, HANUTÇU KARGALARA YÜZ VERMEYİNİZ!

KLAVUZUNUZ KARGA OLMASIN!

ALDATILMAMAK İÇİN, TURLARINIZA LİSANSLI (KOKARTLI) REHBER TALEB EDİNİZ!

19 Şubat 2013 Salı

ANTAKYA'DA YILAN BALIĞI

"YILAN BALIĞI"
"EUROPEAN EEL IN RIVER ASİ"

YILAN BALIĞI, ASİ NEHRİ'NDEN TUTULAN YAĞLI BİR BALIKTIR.
ANTAKYA'NIN EN ÖNEMLİ LEZZETLERİ ARASINDA YER ALIR.


YANINDA YUFKA EKMEK İLE TADINA DOYUM OLMAZ!

ASİ NEHRİ'NDE BULUNAN BU LEZZETLİ BALIĞIN BİLİMSEL OLARAK TANINAN İSMİ: "ANGUILLI ANGUILLA (Linnaeus,1758)" DIR.

TÜRKİYE'DE ÇOK BULUNABİLMESİNE RAĞMEN TÜKETİM ALIŞKANLIĞIMIZ OLMADIĞI İÇİN GENELLİKLE İHRAÇ EDİLİR. ANLAŞILDIĞI ÜZERE TİCARİ DEĞERİ YÜKSEK BİR BALIKTIR.

DÜNYADA MEVCUT OLAN 16 YILAN BALIĞI TÜRÜ ARASINDA EN FAZLA EKONOMİK DEĞERE SAHİP OLANLAR:

AVRUPA YILAN BALIĞI (ANGUILLI ANGUILLA L.), JAPON YILAN BALIĞI P(A.JAPONICA TEMNINCK VE SCHLEGEL) VE AMERİKAN YILAN BALIĞI (A.FOSFATTA LESUEUR)' DIR.

AVRUPA YILAN BALIĞINA DAHA ÇOK AKDENİZ'E DÖKÜLEN NEHİRLER İLE BUNLARLA BAĞLANTISI OLAN GÖL VE BARAJ GÖLLERİNDE RASTLANIR.

TÜRKİYE'DE BAŞTA EGE VE AKDENİZ BÖLGESİNDEKİ İÇ SULARDA YAŞAMINI SÜRDÜREN BU BALIKLAR MUCİZEVİ YAŞANTILARI İLE DE DİKKAT ÇEKER:

ÜREME ZAMANI GELEN YILAN BALIKLARI METAMORFOZ GEÇİREREK 6000 KM. Yİ BULAN BİR YOLCULUĞA ÇIKARLAR. ÇİFTLEŞME DÖNEMİNE MEKSİKA KIYILARINDA GİRERLER. BUNDAN SONRA DA LARVALARIN GERİ DÖNÜŞ YOLCULUĞU BAŞLAR. YAKLAŞIK 3 YIL SONRA, EBEVEYNLERİNİN ÇIKTIĞI NEHİR VE GÖLLERE GELİRLER. NE ACAYİP DEĞİL Mİ?

17 Şubat 2013 Pazar

İSKENDERUN-PAYAS SOKULLU MEHMET PAŞA KÜLLİYESİ


İSKENDERUN-PAYAS SOKULLU MEHMET PAŞA KÜLLİYESİ'NDE RESTORASYON ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR!

MİMAR SİNAN'IN ANADOLU'DA YAPTIĞI NADİR ESERLERDEN BİRİ OLAN BU MUHTEŞEM YAPI 1574 YILINDA KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN'IN SON VEZİR-İ AZAM'I SOKOLLU MEHMET PAŞA'NIN EMRİ ÜZERİNE YAPILMIŞTIR.

GÖRENLERİ ETKİSİ ALTINDA BIRAKAN BU ESER NE YAZIK Kİ ÇOK FAZLA BİLİNMİYOR.




KÜLLİYE'NİN EN ÖNEMLİ YAPISI OLAN KERVANSARAY GENİŞ BİR AVLUYA SAHİP OLUP KUBBELİ ODALARLA ÇEVRİLİDİR. BU BÜYÜK KOMPLEKSTE AYRICA, KADIN VE ERKEKLER İÇİN BİR HAMAM, BİR MEDRESE, BİR CAMİİ VE 45 DÜKKANI İÇİNDE BARINDIRAN BİR BEDESTEN BULUNUR.




16 Şubat 2013 Cumartesi

15 Şubat 2013 Cuma

AMAZONLAR'IN HATAY'DA NE İŞİ VAR?

"AMAZONS IN HATAY ARCHEOLOGICAL MUSEUM"

AMAZONLAR'IN HATAY'DA NE İŞİ VAR? 
CEVABI MERAK EDENLER HATAY KÜLTÜR VE KEŞİF DERGİSİ'NİN 68.SAYISINDA BULABİLİRLER!


Resim: Hatay Arkeoloji Müzesi / Avlanan Amazonlar Mozaiği (Yunus Emre Akalın)

Hatay Kültür ve Keşif Dergisi 68. sayı

Hatay Kültür ve Keşif Dergisi'nin 68. sayısı çıktı!


12 Şubat 2013 Salı

11 Şubat 2013 Pazartesi

DAPHNE AND APOLLO

WELCOME TO LEGEND OF DAPHNE AND APOLLO!

İşte bizim Defne! Peri kızı olmuş!
Her Hataylı'nın bilmesi gereken hikayeyi o da biliyor: "Defne ile Apollon" hikayesini.
İşte o hikaye:
Defne güzeller güzeli bir Peri kızıdır. Orman onun evidir. Avcılıkta ustadır. Apollon ise bir tanrı: Güneş tanrı, Işık tanrı, Müzik tanrı...yani bir ölümsüz. Ancak ormanda bir su kenarında gördüğü güzele aşık olmak da bu tanrının kaderidir. Ancak Defne bu aşka asla fırsat vermeyecektir. Çünkü bir ölümlü ile bir ölümsüzün aşkının nelere malolabileceğini tahmin etmektedir. Velhasıl Defne kaçar Apollon kovalar, Defne kaçar Apollon kovalar ama en sonunda öyle bir an gelir ki Defne artık kurtulamayacağını anlar ve Toprak ana'ya yalvarır: "Toprak ana beni ört, beni sakla!" işte bu feryadı duyan Toprak ana onu hemen bir Defne ağacına çevirir. O güzelim kızın kokulu saçları, güzel kokulu yapraklara, kolları ise ağacın dallarına dönüşür. Bütün bedeni ayaklarından itibaren kabuklaşmaya başlar. Ancak kalbi hala hızlı hızlı atmaktadır. Bu durumu hayretle izleyen Apollon yaptıklarından bin pişman Defne'nin odunlaşan bedenine sarılır ve kulağını halen atmakta olan kalbine yaslar ve şunu söyler: "Ey güzel Defne! yaptıklarımdan dolayı pişmanım, lütfen beni affet! özrümün ifadesi olarak bundan sonra tüm kahramanların başı senin yapraklarından oluşmuş bir çelenkle taçlandırılacak!" Bu efsanenin finalinde Apollon'un gözyaşları Harbiye şelalelerine dönüşür.
Ne aşk!
Daphne was Apollo's first love who is the God of Sun.
She was an independent-minded, young huntress and so beautiful nympha.

When Apollon saw her, he felt in love suddenly. He asked her love but all Daphne needs to stay alone in the deep forest not to make love!

One day Apollo saw her near the river, he started to run after the beautiful nympha but she swiftly fled as Apollo steadily closer. 
Daphne knew she could never outrun him then decided to call the Goddess of Earth.
She said , "Help me mother earth, help me!" At these words her feet seemed become rooted in the earth. Bark covered her body, and leaves were sprouted from her arms. She had been changed into a laurel tree! But Apollon regreted and promised her that all heroes will have crowns on their heads which will be made from her bunches from now on! So, Harbiye waterfall has been originated by his strong tears.

Hmm...what a lovely story!

10 Şubat 2013 Pazar

İSKENDERUN BALIĞI VE ZEYTİN ÖFELEMESİ

DELICIOUS FISH AND GREEN OLIVES
FROM EASTERN MEDITERRANIAN SIDE OF TURKEY

İSKENDERUN BALIĞI VE ANTAKYA'NIN MUHTEŞEM ZEYTİN ÖFELEMESİ

ZEYTİN ÖFELEMESİNİN TARİFİ:

Kullanılan malzemeler:
1 kase yeşil zeytin (Antakya zeytini)
1 küçük boy kuru soğan
1 baş kırmızı biber
1 kaşık biber salçası (İskenderun biber salçası)
3-4 kaşık zeytinyağı (Halis Antakya zeytinyağı) 
1 kaşık nar ekşisi (Vakıflı nar ekşisi)

Yapılışı:
Zeytinlerin çekirdeklerini çıkarın. Soğanları incecik halkalar halinde doğrayın. Biberleri ince ince kıyın. Sonra zeytinlerle soğanları elinizle birbirine yedire yedire öfeleyin(karıştırın). Nar ekşisi ve zeytinyağını da dökün ki öfelemeye yardımcı olsunlar. Gerekirse bir tutam tuz ekleyin. İşte oldu bitti. Afiyet olsun.


9 Şubat 2013 Cumartesi

ANTAKYA-SAMANDAG TOUR PROGRAMME

ANTAKYA-SAMANDAG TOUR PROGRAMME FOR TWO DAYS BY YOUR TOURIST GUIDE MS.BILGE G.G.

1ST DAY (SAMANDAG REGION):
ST.SIMEON MONASTERY
SELEVKIA PEREIRA ANTIQUE CITY
PROPHET HIDIR TOMB
VISITING SILK STORES OF SAMANDAG CITY
TUNNEL OF TITUS-VESPASIANUS
BESIKLI CAVE
LUNCH IN A FISH RESTAURANT
HIDIRBEY VILLAGE
VAKIFLI ARMENIAN VILLAGE

2ND DAY (ANTAKYA CITY):
ST.PIERRE CHURCH
ANCIENT SOAP FACTORY
HABIB-I NECCAR MOSQUE
SARIMIYE(SERMAYE) MOSQUE
ANTAKYA CATHOLIC CHURCH
ANCIENT CITY
ORTHODOX CHURCH
HARBIYE(DAPHNE) WATERFALL and LUNCH TIME
HATAY ARCHAEOLOGY MUSEUM (MOSAIC MUSEUM)
UZUN CARSI (OLD BAZAAR)

WE WILL BE VERY HAPPY TO SEE YOU IN HATAY(ANTAKYA)!

8 Şubat 2013 Cuma

HİTİT ASLANLARI

Hatay (Antakya) Arkeoloji Müzesi'ndeki aslanları hatırlıyor musunuz?
Burası İstanbul Arkeoloji Müzesi (Hitit Aslanı).
Do you remember the lions in Hatay (Antakya) Archeological Museum?
Here above is İstanbul Archeological Museum!
Lions from Hitites!
                 

7 Şubat 2013 Perşembe

ANTAKYA-SAMANDAĞ TUR PROGRAMI

KLASİK BİR ANTAKYA-SAMANDAĞ TURUNUN NASIL YAPILDIĞINI MERAK EDENLER İÇİN:

2 gün 1 gece

1.gün: Kahvaltıdan sonra Samandağ’a doğru yola çıkıyoruz. Yol üzerinde St. Simeon Manastırına çıkıyor ve Akdeniz kıyısındaki antik Selevkia Pereira (Çevlik) sahiline varıp Hz.Hıdır türbesini ziyaret ediyoruz. Samandağ’ın ünlü ipeklerine dokunup, Titus-Vespasianus tüneline doğru hareket ediyoruz. Bu ziyarette Beşikli mağara denen Nekropol alanını da keşfedeceğiz. Öğlen yemeğini bir balıkçı lokantasında alıyor ve Yayla köylerinden Hıdır Bey köyünü ve Vakıflı köyünü ziyaret ediyoruz. Sonra otelimize doğru yola çıkıyoruz.

2.gün: Sabah kahvaltının ardından Hristiyanlarca kutsal sayılan en önemli hac kiliselerinden biri olan St. Pierre Kilisesi’ne gidiyoruz. Burada panoramik olarak Antakya’yı fotografladıktan sonra Antik çağın en önemli caddelerinden biri olan Kurtuluş Caddesini, tarihi Sabunhane’yi, Habib-i Neccar Camii ve türbesini görüp Sermaye Camii ile sırt sırta vermiş olan Katolik kilisesini ziyaret ediyoruz. Sonrasında eski Antakya sokaklarını geçerek Ortodoks kilisesine ulaşıyoruz ve öğle yemeğimiz için Antakya’ya 20 dk. mesafedeki Harbiye’ye gidiyoruz. Harbiye şelalesini görüp muhteşem mozaiklerin olduğu Arkeoloji müzesi ziyaretimiz için Antakya’ya dönüyoruz. Müze ziyaretinden sonra künefeciler meydanından geçerek Uzun Çarşı’da alışverişiniz için serbest zaman veriyoruz. Ve ayrılma vakti...

Not: Güneş kreminizi, Güneş gözlüğünüzü, şapkanızı, eşarbınızı, sürekli ilaçlarınızı vb. yanınıza almayı unutmayın.

Daha fazla bilgi için: gulbengulgec@gmail.com

6 Şubat 2013 Çarşamba

İSKENDERUN'UN LEZZETLERİ

İskenderun deyince ilk  akla gelen nedir?
Sıcak mı? Demirçelik mi? Deniz-Kum-Güneş mi? Petek Pastanesi mi? Biber Salçası mı? Körfez mi? Pac mı? Müşebbek mi? Sahil mi?
Döneri kim bulmuş bilmiyorum ama en leziz dönerin bulunduğu yerde yaşadığımı çok iyi biliyorum. “Köşeyi döner dönmez gördüğün ilk dönercide bekle beni Döndü teyze, döne oynaya oraya geliyorum”. E şimdi adı İskender kelimesi ile başlayan bir şehirden ne beklenebilirdi ki zaten? Şöyle soslu soslu, lavaşı kıvamında, zerzevatı bol dürümü kim indirmez mideye? Ama gel gör ki Ramazan ayında bu da bir eziyet vesilesi ki yeme de iftarda ye! Onca müptelası varken yanında yatanı da olmuştur muhakkak. Bir furyadır gidiyor yeme-içme faslında: İskenderun döneri! İstanbul’da ve dahi Isparta’da bile efsane almış yürümüş. Son günlerde İskenderun’un dışında bu isim kullanılarak o kadar çok dönerci dükkanı açıldı ki sormayın gitsin. Haklı millet. Bir yiyen bir daha yemek istiyor. Hayatı boyunca bu lezzeti tatmamış olan kişiye “şimdiye kadar boşuna yaşamışsın” muamelesi yapılıyor. Ölmeden önce yapılacaklar listesine çoktan girmiş vaziyette...
Bu kadar abartacak ne varmış diyen İskenderunlular olabilir. Onlara tavsiyem biraz şehir dışına çıkıp farklı lezzetleri denemeleri. Ancak bundan sonra konuyu tartışmaya açabiliriz. Yenebilecek en güzel, önerilebilecek en temiz yeri bana sormayın, yok öyle bir yer! Aslına bakarsanız ben de hangi dönercide yiyebileceğimi şaşırmış vaziyetteyim. Bence bu tecrübeyi kendiniz edinmelisiniz. Dört bir yanında ve her sokak başında bir dönercinin olduğu İskenderun’da bu tavsiyeyi yapabilmek çok zor. Her gün birine gidin ve sizin damak tadınıza en uygun neresi ise kendinize onu mekan belleyin. Dönercilerin en yoğun olduğu yerler Pac meydanı ve Belediye binasının olduğu cadde ile 5 Temmuz Ortaokulunun bulunduğu bölgedir. Ama daha önce de dediğim gibi bu şehirde neredeyse her apartmanın altında bir dönerci bulmanız mümkün. Dönercide de muhabbet olur mu demeyin. “Abi eti nereden alıyorsunuz?” diye bir başlayın gerisi gelecektir. Ben en son sosun nasıl bu kadar leziz olduğu ile başladım, Almanya’nın, “milli yemeğimizdir!” dediği döneri biz nasıl oluyor da tanıtamıyoruza atlarken İskenderun’un sıcağından dem vurdum. Sonra ne mi yaptım? Tabi ki dürümün dibine çökmüş sosu, dürümü tepetaklak edip hüplettim. Bu hareketi, çevreyi hesaba katmadan yapmanız şart!
Bir İskenderunlu dürüm yemeğe gidiyoruz dediyse bundan döner yemeğe gittiği anlaşılmalıdır. Döner asla tırnak pidenin ya da Halebi tarzı yuvarlakça bir ekmeğin içine konmaz buralarda. Mutlaka incecik “kebap ekmeği” ne dürerek yenilir. Bu ekmeklerin kaba kısımları düzgünce kesilir ve doğal olarak size en ince hatları kalır. Ekmeğin, döner kesilirken tekneğe akan yağa bandırılıp hazırlanması farzdır. Yağlanmış ekmeğe bir de acı biber salçasından bir tutam alınıp elle yedirilir ki hafifçe pembeleşsin. O ekmeği öyle de yesen damağın şenlenir. Etler kesilip te bu ekmeğin üzerine konar konmaz zerzevatı da serpiştirmek lazımdır. Sonra özel sos, yatay konumdaki bu karışımın üzerine boca edilir. Ustanın marifetli parmakları bu ekmeği süratle dürmeye hazırdır artık. İçeriğindeki zerzevatı siz kendinize göre de ayarlayabilirsiniz. Dileyen soğansız, dileyen maydonozsuz yiyebilir ama benim size tavsiyem taze domatesi de dahil turşusuyla filan “her şeyi içinde” olarak keyfin doruğuna çıkmanızdır. Sakın ha! bu geleneksel lezzeti dejenere eden yani bu kadar malzemenin üzerine bir de mayonez ve ketçap sıkıp beni çığrımdan çıkaran ustalara meyletmeyin. Her şeyin bir adabı var: Elinizi yakmasın diye temiz bir kağıda sarılıp, bir tarafınıza sosu dökülmesin diye bunun da üzerine buzdolabı poşeti! geçirilen dürümünüz, sıcaklığını ve nefasetini son lokmanıza kadar korur. Eğer masanıza sipariş ettiyseniz önünüzde mutlaka ve mutlaka sapsarı biber turşusu veya taze süs biberleri bulunur. Ayranı da kapalı ambalaj yerine elyapımı tercih ederseniz bir daha unutamayacağınız bir anı yaşamış olursunuz. Eminönü için Balık- ekmek, Mersin için Tantuni, İzmir için Kumru, Ayvalık için Tost ne ise İskenderun için de dürüm budur!

Bu kadar laftan sonra şimdi anladınız mı İskenderun’da hamburgercilerin neden iş yapamadığını. Şimdiye kadar İskenderun’da Hamburgerci olarak açılan dükkanların çoğu ya kapanmak ya da dükkanlarına birer döner tezgahı satınalmak zorunda kalmışlardır. İskenderunlu öyle her şeyi sevmez. Döner varken de hamburgere yüz vermez.
Bu iş aslında öyle güzel bir marka yaratır ki hani şu zincir dediğimiz frenchase cinsinden işlere öyle bir uyar ki, yapmanız gereken tek şey temizlik ve bu hassasiyete sahip farklı mekanları öncelikle yerinde, yani iskenderun’da ortaya koyabilmek, dejenerasyona izin vermeden her şeyi usulüne göre yapmak ve yaptırtmaktır. Geleneksel her zaman iyidir. Yüzünüzü kara çıkarmaz. Bu “İskenderun dürümü” işinden iyi kazançlar elde edilebilir. Hem şehre bir marka kazandırmış hem bu sayede insanları şehre çekmiş oluruz. Zaten aslında bu potansiyel de mevcut. Nitekim gurbette iki İskenderunlu bir araya geldiklerinde özlemle yadedilen ilk şey bu döner meselesidir: “abi bulacaksın bi ekmek ustasını, gör bak nası işliyo” tarzında muhabbetler yıllardır sürer gider. Hep lafta kalır. Biz yolunu gösterdik, gerisi bu yolculuğa çıkmak isteyen yatırımcılara kalmış. Neyse, siz yine de bu hijyenik şartlar sağlanıncaya kadar lezzetten mahrum kalmayın ve gözünüzü kapatıp dürümün keyfini çıkarın. Sos mu? Nasıl mı yapılıyor? İçinde ne mi var? Hiiiç… sulandırılmış domates salçası ve koklatılmış kimyon. Daha n’olsun? Afiyet olsun.
Not: Dikkatinizi çekti mi-tavuk dönerini hesaba bile katmadım!

*Bu yazı Hatay Kültür ve Keşif Dergisi'nde yayınlanmıştır (Eylül 2012-63.sayı).

5 Şubat 2013 Salı

ANTAKYA MOZAİK MÜZESİ



Hatay Arkeoloji Müzesi'nde yeralan muhteşem mozaiklerin hikayelerine her ay www.hataykesif.com 'dan ulaşabilirsiniz.